TEMAD’dan Kamuoyu Duyurusu

TEMAD Genel Başkanı Cahit Koca’nın 2026 mesajındaki ‘kararlılık’ vurgusu, somut kazanım bekleyen tabanda çözümden ziyade ‘yorgunluk’ yankısı uyandırdı. Sembolik ziyaretler ‘tarihi başarı’ olarak sunulsa da tazminat ve statü gibi temel taleplerin belirsizliği; yönetimin ‘birlik’ çağrısının arkasındaki temsil krizini ve 40 bin üye barajına takılan kurumsal tıkanıklığı bir kez daha tescilledi.

GELİN BAŞKANIN MESAJINI PARAFGRAF PARAGRAF ANALİZ EDELİM

1. Paragraf

Genel Başkan Cahit Koca, görevdeki bir yılını değerlendirerek bu süreçte kendisine destek olan şube başkanlarına, üyelere ve dernek dışı katılımcılara teşekkürlerini sunmaktadır. Mücadeleyi “hak ve onur mücadelesi” olarak tanımlayan Koca, askeri ve sivil tüm destekçilere hürmetlerini ileterek birliktelik vurgusu yapmaktadır.

“Kararlılık” ve “teşekkür” söylemleri, sahada somut bir kazanım elde edilemediği gerçeğini örtbas etmek için kullanılan bir retorik haline gelmiştir. Bir yılın daha geride kalmış olması kutlanacak bir başarı değil, aksine çözüm bekleyen sorunların bir yıl daha ertelendiğinin ilanıdır.

2. Paragraf

Genel Başkan, göreve geldiğinden beri askeri ve sivil makamlara talepleri ilettiklerini, sonuç alana kadar dinlenmeden çalışacaklarını ve özlük hakları düzenlenene kadar kararlılıkla yola devam edeceklerini vurguluyor.

Sivil ve askeri otoriteye yönelik ‘anlatmaya devam ediyoruz’ söylemi, artık kararlı bir duruştan ziyade bir ‘kısır döngü’ itirafına dönüşmüş durumda. ‘Bir adım geri atmayacağız’ vaadi kulağa hoş gelse de, yerinde sayan bir mücadelenin ileriye doğru bir adım atmamış olması gerçeğini değiştirmiyor. Camia artık ‘anlatan’ bir yönetim değil, ‘aldığını ilan eden’ bir liderlik bekliyor; zira netice üretmeyen her anlatı, sadece vakit kaybı olarak kayıtlara geçiyor.

3. Paragraf

Genel Başkan; televizyon, gazete ve meydanlar aracılığıyla sorunları görünür kıldıklarını iddia ediyor. Niğde’deki sembolik çıkış, eş zamanlı basın açıklamaları ve Anıtkabir’deki kitlesel katılım üzerinden bir “kamuoyu oluşturma başarısı” portresi çiziyor.

Yönetimin ‘basında görünürlük’ iddiası, düşük reytingli yerel kanalların ve dar kapsamlı röportajların ötesine geçemeyen bir halkla ilişkiler yanılgısından ibarettir. Sosyal medyada polisler ve uzman erbaşlar gündemi belirleyip sonuç alırken, TEMAD’ın ‘tag’ vaatlerinin fiyaskoyla sonuçlanması dijital çağda sınıfta kaldıklarının kanıtıdır. Üstelik Niğde’deki eylem kararı, hakkı gasp edenlere bir ‘ikaz’ olmaktan çok, kendi camiasına ‘ayar verme’ kürsüsüne dönüşmüş; on binlerin Anıtkabir yürüyüşü ise yönetim eliyle siyasi bir kazanıma tahvil edilemeyerek görkemli bir vitrin süsü olarak kalmıştır.

4. Paragraf

Genel Başkan; iktidar ve muhalefetin dikkatini çektiklerini, sorunları genel başkanlara bizzat ilettiklerini ve Milli Savunma Komisyonu’nda ilk kez görsel materyallerle sunum yapılmasını sağladıklarını iddia ederek siyasi bir başarı tablosu çiziyor.

Yönetimin ‘iktidarın dikkatini çektik’ iddiası, Meclis koridorlarında yankılanan ‘Size de oyunuza da ihtiyacımız yok’ restiyle çoktan çökmüştür. Kendi tabanının çabası iel meclise gelen önergeleri bile sahiplenemeyip yalanlayan bir yönetimin, birilerine sunduğu slayt gösterilerinden başarı öyküsü çıkarması siyasi bir acziyettir.

Nisan-Mayıs aylarında bütçe planlanırken adeta ölü taklidi yapan, bütçe onaylanırken ise derin bir sessizliğe gömülen TEMAD, bugün ‘parti liderlerine anlattık’ diyerek camiayı oyalamaktadır. MHP ile yapılan ‘aracı’ görüşmelerinden çıkan ‘hallederiz’ vaatleri, somut bütçe kalemlerinde yer bulmadığı sürece sadece birer oyalama taktiğidir.

2026 bütçesinde yer bulamayan iyileştirmeler 2027 bütçesinde yer alır mı bilinmez.

5. Paragraf

Genel Başkan; MSB, Genelkurmay ve Kuvvet Komutanlıkları ile diyalog kanallarının genişlediğini, kanun teklifi taslaklarının en üst makamlara sunulduğunu ve Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) ile statü/eğitim hakları üzerine ortak çalışma zemini oluşturulduğunu ifade etmektedir.

Genel Merkezin ‘askeri bürokrasiyle diyalog’ diye sunduğu tablo, MSB’nin ‘topla, dinlet ve resim çektir’ protokolünden başka bir şey değildir. Komutanların huzurunda verilen ‘esas duruşlu’ pozlar, hak arayan bir sivil toplum kuruluşunun değil, geçen yılın başarısız ‘açılım’ senaryolarına prova yapan bir yapının görüntüsüdür. ‘Kanun teklifi verdik’ iddiası ise MSÜ’ye sunulan sıradan ‘bilgi notlarından’ ibaret kalırken; önceki yönetimlerin de kapısında aşındırdığı MSÜ’den astsubayın geleceğine dair hâlâ tek bir somut ses duyulmaması, yönetimin ‘çalışma ortamı sağladık’ vaadinin içini tamamen boşaltmaktadır.

6. Paragraf

Genel Başkan; 1970’li yıllarda hak arama mücadelesi verirken mağdur edilen astsubaylar için 51 yıl sonra ilk kez kapsamlı bir anma programı düzenlendiğini, “Onursal Üyelik” belgeleriyle iadeiitibar sürecinin başlatıldığını ve Ankara Ulus’ta bu tarihi adaletsizliğin yeniden kamuoyuna duyurulduğunu ifade etmektedir.

Yarım asır önce bedel ödeyen meslek büyüklerimize gösterilen bu vefa ve düzenlenen anma programları, TEMAD tarihinin en kıymetli ve takdire şayan adımlarından biridir.

Ancak bu tarihi adımı gölgeleyen tek ve en büyük eksiklik, gösterilen bu kararlılığın Meclis zeminine taşınamamış olmasıdır. Mağduriyetlerin giderilmesi adına somut bir kanun teklifinin ya da yasal bir girişimin hâlâ meclis gündemine getirilmemiş olması, bu kıymetli vefa hareketini sadece manevi bir boyutta bırakmıştır.

7. Paragraf

Genel Başkan; gücünü meslektaşlarından aldığını belirterek 2026 yılında eylemlerin artarak süreceğini, bölgesel ve ulusal gelişmelere göre “en uygun zamanda” yeni miting ve gösteriler yapılacağını ifade etmektedir. 41 yıllık kurumsal yapıyı koruyarak, 926 sayılı kanun kapsamındaki hakların adil paylaşımı ve tüm meslektaşların refahı için mücadele sözü vermektedir.

Yönetimin 2026 vaatleri, somut bir strateji sunmak yerine yine ucu açık bir ‘bekle-gör’ politikasına işaret ediyor. ‘En uygun zaman ve yer’ söylemi, aslında sahadaki eylemsizliği meşrulaştıran bir zaman kazanma manevrasına dönüşmüş durumda. 41 yıllık kurumsal yapı vurgusuyla övünenler, bu yarım asırlık gücün neden hâlâ 926 sayılı kanun karşısında tek bir somut kazanım elde edemediğini açıklayamıyor. Astsubay toplumu artık ‘gündemde tutma’ sözü değil, ‘gündemi belirleyip hakkını alma’ iradesi bekliyor; aksi halde her ‘kararlılık’ mesajı, hedeften biraz daha uzaklaşmak anlamına geliyor.

8. Paragraf

Genel Başkan; TEMAD’ın yasal tek temsilci olduğunu iddia ederek, diğer tüm oluşumları “küçük ve dağınık gruplar” olarak nitelendirmekte ve başarısızlığın faturasını bu bölünmüşlüğe kesmektedir. 17 Ekim 2024’teki tabloyu örnek göstererek, tek kurtuluş yolunun TEMAD çatısı altında maddi-manevi birleşmek olduğunu savunmaktadır.

Yönetimin ‘tek yasal temsilci’ dayatması, demokratik hak arama bilincinden uzak, içi boş bir ‘yetki’ saplantısından ibarettir. Göreve geldikten sonra Şubat ayında gururla ilan edilen ’30 bin üyemiz var’ söyleminin üzerinden koca bir yıl geçmesine rağmen, rakamların yerinde sayması camianın yönetime kestiği bir ‘güven muhtırası’dır. Sahadaki kitlelerin diyalog taleplerini kapıdan çeviren, ardından da ‘neden bölünüyorsunuz?’ diye hesap soran bu anlayış, kendi başarısızlığını küçük gruplara fatura ederek sorumluluktan kaçmaktadır. Üye kazanamayan bir yapının suçu oraya buraya atması değil, ‘insanlar neden bizim çatımızdan kaçıyor?’ sorusuna dürüstçe özeleştiri vermesi gerekir; zira saygınlık yasal statüyle değil, tabanı kucaklayabilen bir iradeyle kazanılır.

9. Paragraf

Genel Başkan, SGK bünyesinde karar mekanizmalarına dahil olabilmek için 40 bin üye hedefinin hayati olduğunu vurgulayarak, bölünmenin dağılmak anlamına geleceği uyarısında bulunmaktadır. 2026 yılı için barış ve refah temennilerinde bulunan Koca, yoksulluğa mahkûm edildiğini belirttiği emekli astsubayları “güç birliği” için yeniden TEMAD şubelerine üye olmaya çağırmaktadır.

TEMAD yönetiminin ’40 bin üye’ hedefini bir hayatta kalma stratejisi gibi sunması, aslında 120 bin kişilik devasa bir kitlenin neden sadece üçte birine dahi ulaşamadıklarının itirafıdır. SGK’da oy hakkı gibi hayati bir meseleyi üye sayısına endeksleyenler, dijital çağda bir ‘tag’ çalışmasını bile yönetemeyip sosyal medyada diğer meslek gruplarının gölgesinde kalmalarının hesabını vermelidir. ‘Bölünürsek dağılırız’ korkutmasıyla tabanı konsolide etmeye çalışan yönetim, astsubayları yoksulluktan kurtaracak bir eylem planı sunmak yerine, çözümün adresini yine ‘şubelere üyelik’ olarak göstermektedir. Camia, aidat ödeyecek yeni neferler değil, elindeki mevcut gücü bile masada sonuca tahvil edemeyen bu hantal yapının köklü bir zihniyet değişimini beklemektedir

TEMAD Genel Başkanı Cahit Koca, her ne kadar suçu “iktidara” veya “bölünen gruplara” atarak günü kurtarmaya çalışsa da, bizzat kendi yönetiminin kontrolünde olan ve hiçbir dış güce ihtiyaç duymadan yapabileceği “reform” sözlerinin altında kalmış durumdadır. İşte yönetimin kendi kalesine attığı goller:

Modern Tüzük Masalı ve “Hukuki Yerinde Sayış”

Genel seçim öncesi meydanlarda “daha modern, daha katılımcı bir tüzük” sözü veren yönetim, aradan geçen bir yılda tüzüğün kapağını bile açmamıştır. Mevcut tüzüğün antidemokratik yapısından beslenenlerin, “değişim” vaadiyle sadece tabanın gazını aldığı bugün net bir şekilde görülmektedir. Modernleşme iddiasıyla yola çıkanlar, TEMAD’ı 41 yıl önceki hantal kurallarla yönetmeye devam ederek kendi geleceklerini sağlama alma derdine düşmüşlerdir.

Şubelerin Eli Kolu Bağlı: “Mali Durumlar” Çıkmazı

İlginç olan şudur ki; bugün yönetim kurulunda oturan ve aynı zamanda İl Başkanlığı yapan isimler, göreve gelmeden önce “Şubelerin mali durumları sorunlu, mutlaka iktisadi teşekküller ile ilgili tüzükte düzenleme gerekli, banka hesapları düzenlenmeli, şubeler mali olarak boğuluyor” diye feryat ediyorlardı. Ancak koltuğa oturdukları günden beri, eleştirdikleri o hantal sisteme adeta “aşık” oldular. Şubelerin mali ve idari sorunlarını çözmek yerine, genel merkez otoritesini korumayı seçen bu kadro, “statüko”nun en büyük savunucusu haline gelmiştir.

“Üye Tabanlı Seçim” Sadece Bir Seçim Broşürüymüş!

Cahit Koca’nın seçim çalışmalarında söylediği “üye tabanlı seçim sistemi”, rafa kaldırılan ilk söz oldu. Delegelik sisteminin sağladığı “garantili koltuk” konforundan vazgeçemeyen yönetim, tabanın iradesinden korktuğunu bu sessizliğiyle tescillemiştir. Eğer üye tabanlı seçim yapılsaydı, bugün 30 bin üyede takılıp kalan temsil krizi mi konuşulurdu, yoksa gerçek bir demokrasi şöleni mi? Cevap, yönetimin eylemsizliğinde gizli.

Çalıştay Değil, “Çığırtkanlık” Mesaisi

Yönetime yakın “çığırtkanların” seçim döneminde ballandırarak anlattığı, Cahit Koca’nın da bizzat sözünü verdiği o büyük “Çalıştay”dan hâlâ haber yok. Bir senedir tek bir masanın kurulmadığı, tek bir ortak aklın aranmadığı TEMAD koridorlarında, sorunları ortak akılla çözmek yerine kapalı kapılar ardında fotoğraf vermek tercih ediliyor. Çalıştay yapacak vizyonu olmayanların, mesleki onur mücadelesini yönetmesi de işte bu yüzden mümkün olmuyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Değerli Okuyucumuz. Web Sitemizin Tek Gelir Kaynağı Reklamlardır. Lütfen Reklam Engelleyicinizi Kapatınız